27 Şubat 2009 Cuma

Yüreğimdeki Çocuk

Yüregimde bir çocuk
Sevinçle hüznü
Bir arada yaşıyor
Bir elinde umut çiçekleri
Digerinde mutsuzluk dikenleri...
Yüregimdeki bu çocuk aglıyor,
Batmış eline
Mutsuzluk dikenleri...
Umut çiçekleri
Gönlünü okşuyor...
Kendisini
Bekleyen geleceği
Umut çiçeklerinde
Biliyor...
Yüregimdeki çocuk
Ellerin de
Umut çiçekleri,
Gözlerinde
Bir ümit ışıgı yanıp sönerken
Kendisine sevgiyle uzanacak
Bir dost eli bekliyor...
Yüregimdeki çocuk
Bir elinde umutsuz dikenleri
Digerinde umut çiçekleri
Gözlerinin içi gülüyor...
Yüregimdeki bu çocuk
Gelecekten umutlu
Hayatla barışık yaşıyor...
Umut Kırtaş

24 Şubat 2009 Salı

acıyı veren
anlatamadığım
ya da
anlayamadığın değil
paylaşamadığın..
özer bal

20 Şubat 2009 Cuma

cırcır böceği

Bir gün New-York'ta bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar.
Gruptan biri, Kızılderili'dir. Yolda, insan kalabalığı, siren sesleri, iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek böceği aramaya başlar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder. Aralarından bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder. Kızılderili, yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar. Arkadaşı, Kızilderili'ye: 'Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?' diye sorar. Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini söyler. Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesingeldiği tarafa bakarak, onun ceplerinden düşüp düşmedigini kontrol eder. Kızılderili, arkadaşına dönerek: 'Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin. 'der.

19 Şubat 2009 Perşembe

Çakıl Taşları

"şu gönlümün
bir
umudu
gülüm
. .
gözLerimiN
yaşında
mı?"
benim çakıl taşlarım var
irili ufaklı
kaybolduğumda yere yayıp yol yaptığım
çakıl taşlarım var
her yerden topladığım
boşluğa düştüğümde
oyunlar yaratıp oynadığım
benim bir sözlüğüm var
unutulmuş bir dil
oysa ki içinde her şeyin anlamı gizli
benim bir gözlüğüm var
sol camı kırıldı
taktığım zamanlarda içini gösteren adeta
sen hiç “hiç” oldun mu,
birden duruldun mu?
bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen?
düştün mü sen?
benim hiç boyanmamış dört duvarım var
çatlaklarından sızıp içinden geçtiğim
benim hiç yıkılmamış duvarlarım var
dikkatle baktığımda ardını gördüğüm adeta
sen hiç “hiç” oldun mu
birden duruldun mu?
bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen?
düştün mü sen?
benim bir hikayem var sonunu yazmadığım
benim bir sevgilim var
henüz tanışmadığım
benim umudum var
benim umudum
benim umudum var
benim umudum

14 Şubat 2009 Cumartesi

sevgi

Aşk köprü kurmaktır.
İnsanlar köprü kuracakları yerde,
duvar ördükleri için yalnız kalırlar.
* * *
Sevgi neydi ?
coşkun akan dere
sonbahar rüzgarıyla ürperen yapraklar
cama vurup dağılan yağmur damlaları
bir yürek çarpıntısı
sonunda coşkun dere durulur
yapraklar kurur dökülür
yağmur diner güneş çıkardı
sevgi neydi ?
sevgi sahip çıkan,
dost,
sıcak insan eli
insan emeğiydi
sevgi iyilikti
sevgi emekti...

9 Şubat 2009 Pazartesi

Hep Kahır

Dur.
Bırak.
Kaynasın kahvenin suyu
Bana İstanbul'u anlat nasıldı
Bana boğazı anlat nasıldı
Haziran titreyişleri kaçak yağmurlar ardı
Yıkanmış kurunur muydu yine o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak güneşte......
İnsanlar gülüyordu de
Trende vapurda otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır
hep kahır
hep kahır
hep kahır
Bıktım be.
Dur.
Bırak kalsın açma televizyonu
Bana İstanbul'u anlat nasıldı
Şehirlerin şehrini anlat nasıldı
Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
Köprüler
Sarayburnu
Minareler
ve Halice
Deyiverdim mi bir merhaba gizlice
Dur.
Bırak.
Kımıldama kal biraz öylece ne olur
Kokun İstanbul gibidir
Gözlerin İstanbul gecesi
Şimdi gel sarıl sarıl bana kınalım
Gök kubbenin altında orda da beraber
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali
Hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi
cem karaca

29 Ocak 2009 Perşembe

sis

İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?
haydar ergülen