14 Şubat 2009 Cumartesi

sevgi

Aşk köprü kurmaktır.
İnsanlar köprü kuracakları yerde,
duvar ördükleri için yalnız kalırlar.
* * *
Sevgi neydi ?
coşkun akan dere
sonbahar rüzgarıyla ürperen yapraklar
cama vurup dağılan yağmur damlaları
bir yürek çarpıntısı
sonunda coşkun dere durulur
yapraklar kurur dökülür
yağmur diner güneş çıkardı
sevgi neydi ?
sevgi sahip çıkan,
dost,
sıcak insan eli
insan emeğiydi
sevgi iyilikti
sevgi emekti...

9 Şubat 2009 Pazartesi

Hep Kahır

Dur.
Bırak.
Kaynasın kahvenin suyu
Bana İstanbul'u anlat nasıldı
Bana boğazı anlat nasıldı
Haziran titreyişleri kaçak yağmurlar ardı
Yıkanmış kurunur muydu yine o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak güneşte......
İnsanlar gülüyordu de
Trende vapurda otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır
hep kahır
hep kahır
hep kahır
Bıktım be.
Dur.
Bırak kalsın açma televizyonu
Bana İstanbul'u anlat nasıldı
Şehirlerin şehrini anlat nasıldı
Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
Köprüler
Sarayburnu
Minareler
ve Halice
Deyiverdim mi bir merhaba gizlice
Dur.
Bırak.
Kımıldama kal biraz öylece ne olur
Kokun İstanbul gibidir
Gözlerin İstanbul gecesi
Şimdi gel sarıl sarıl bana kınalım
Gök kubbenin altında orda da beraber
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali
Hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi
cem karaca

29 Ocak 2009 Perşembe

sis

İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?
haydar ergülen

İki gözüm..

Yok mu, senin insafın yok mu
Bir güler yüzün çok mu
Dağ mısın taş mısın
Uzak mı bu eda bu hal tuzak mı
Hak mısın bana yasak mı
Dost musun düşman mısın
İki gözüm seneler geçiyor
Gönül ektiğini biçiyor
Bir selam lütfet
Bu ne çok hasret
Gel barışalım artık
Can özüm bahar geldi
Dalları kiraz bastı
Yedi kat eller yakınım oldu
Gel kavuşalım artık
sezen aksu

geceler düşman

Takvimlerden haberin yok mu geçiyor yıllar
Bana küsmüş yüzüme gülmez zalim aynalar
Kimimiz yorgun, kimimiz solgun, kimi isyankar
Acı gerçek bu, ömrümüz bir su, içiyor yıllar
Hani nerde beklenenler
Medet umdum senelerce
Acılar hep dolu dizgin
Yine hayır yok gecelerden
Vakit geç olmuş, dönülmez yolmuş, yürek bin pişman
Bundan böyle bana meyler dost, geceler düşman
Söz - Müzik : Adnan Ergil


sürgün


gökyüzünde, yeryüzünde
gün doğduğunda,
her gün ilk gün gibidir.
yoksa eğer ümit,
gün doğsa da
her yer loş ve karanlıktır.
yar gurbette,
can yürekte
bir kafeste,
ne amansızs
onsuz ayrılıktır,
geçmez zaman
her gece hep aynıdır.
fırtınada, ak ayazda
sürgün, her yerde hep aynıdır.
gül açsa da, kuş uçsa da
görmez dargındır.
her durakta, her uykuda
sürgün, her nefeste yalnızdır.
her şafakta, her yudumda
hasret sancıdır.
yol alsa da, ses duysa da,
dağ aşsa da
her adım son,
her an son adımdır
tek başına, yalnızlık bir yankıdır
fırtınada, ak ayazda
sürgün, her yerde yalnızdır.
gül açsa da, kuş uçsa da
görmez dargındır.
zülfü livaneli

biraz kül.. biraz duman

biraz kül biraz duman o benim işte
kerem misali yanan o benim işte
inanma gözlerine ben ben değilim
beni sevdiğin zaman o benim işte

"ben seviyorsam sen bahanesin..."